şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2015 Cuma

NEDENSİZ

Nedensiz yanarmış yıldızlar.
Nedensiz dönermiş dünya bilirmisin.
Nedeni olmazmış derler bazen bekleyişlerin.
Nedeni olmazmış derler yaşamın.

Yana yakıldıkları için ışık saçar yıldızlar.
Dünya döndüğü için güneş doğar, batar.
Her bekleyişin sonunda sevgi doğar.
Ve ölümdür ki yaşamayı değerli kılar.

Yazan: Makinahmet

4 Eylül 2013 Çarşamba

Söküyorlar çivisini dünyanın

Sıcak kanlı diye yargııyorlar,
Halbuki soğuk kanlılar canavara banziyorlar.
Canavarki ondada var vefa,
Belki o da öyle olmuş çektiğinden cefa.

Söküyorlar çivisini dünyanın,
Yaşıyorlar koyun gibi, otlanıyorlar.
Ah diyecek yaşlanmaktan bu canın,
Görmüyorlar, anlamıyorlar, konuşuyorlar.

Belkide en başından haklıydım,
Ben aslında kendime saklıydım.
Kendine faydası olmayan ben,
Başkasına da yasaklıydım.

makinahmet

Çocuk gibi

Bazen hissedersin çaresiz bir çocuk gibi,

Yağmur damlar, yüreğini ıslatır.
Çırpınır kalbin ölen bir kuş gibi,
Gözyaşın damlar, düşlerini ıslatır.

Makinahmet

3 Eylül 2013 Salı

Çekilmez bir adam oldum yine - Nazım HİKMET

Çekilmez bir adam oldum yine 
uykusuz, aksi, nâlet.
bir bakıyorsun ki
ana avrat söver gibi, azgın bir hayvanı döver gibi bugün çalışıyorum,
sonra bir de bakıyorsun ki
ağzımda sönük bir cıgara gibi tembel bir türkü,
sabahtan akşama kadar sırtüstü yatıyorum ertesi gün.
ve beni çileden çıkartıyor büsbütün,
KENDİME KARŞI DUYDUĞUM NEFRET
ve merhamet...

Çekilmez bir adam oldum yine
uykusuz, aksi, nâlet.
yine her seferki gibi haksızım.
sebep yok,
olması da imkânsız.
bu yaptığım iş ayıp
rezalet.
fakat elimde değil
seni kıskanıyorum
beni affet...



14 Ağustos 2013 Çarşamba

Sümbülzade Vehbi Efendinin Padişaha Yazdığı Şiir

       Aşağıdaki şiir, edebiyat tarihimizin saygın şahsiyetlerinden Sümbülzade Vehbi Efendi'nin müstesna bir eseridir. Şiirin hikayesi ise şöyledir: Bir gün padişah Vehbi Efendi'yi yanına çağırır ve: "Bana öyle bir şiir yaz ki ilk mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der. Ve işte sonuç aşağıda:


Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.

Lal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan.

Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.



Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.



Salınarak giderken arkandan ben sokayım,
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.

Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan.

Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarıda hiç,
Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

Herkese vermektesin, bir de bana versene,
Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.

Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin,
Esselamun aleyküm ve aleykümesselam.



Azm-u hamam : hamam toplantısı
Cism-i can : bütün vücudun
lal-u şarap : kırmızı şarap
hatem-i zer : parlak altın yüzük
Drahsan : Süslü
kakülüne : Saçın ön yada yan kısmına
nevcivan : delikanlı genç
Dest el ab-ı revan : su akıtmak
Dest : Ayak yada el
sahtiyan : Koyun yada Kuzu derisi
nagehan : Ansızın, Aniden
Şaduman : sevinçli, mutlu

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Pargalı İbrahim - Masumiyet sözleri (Muhteşem Yüzyıl)

Hatırlamak gizli bir ibadet benim için.
Günahlarımdan arınmak, masumiyete dönmek.

Ben İbrahim Manolis'ten olma Sofia'dan doğma, Pargalı dönme.
Dönmek nasıl bir şeydir? İnsan nereye döner? Döndüğü yer neresidir? Geriye dönmek var mıdır? Mümkün müdür yoksa kader sadece ileriyi mi gösterir?

Geldiğin döndüğün yer orda mıdır, bekler mi? Baksan görür müsün? Kalbin dönerken pusulan mıdır? Geçtiğin yerleri unutmadan, aynı yerlerden geçerek yine evin yolunu bulabilir misin? Geçtiğin deniz, vardığın liman, bulduğun yuva seni hatırlar mı? Seni koynuna alıp esirgeyip saklar mı?

Dönmek kabiliyet değil! Zarurettir İbrahim.

Ben ibrahim. Cenneti, cehennemi hep içinde taşıyan, kendi şeytanıyla dost, postun şeyhiyle müttefik ama hep tetik. Arafın yüce kapısının sadık bekçisi kapı kulu İbrahim. Sultan Süleyman'ın mahreminde sırrında ama hep sınırda olan İbrahim.

Hünkarının derin gözlerinde her gün kendi cenazesini seyreden ibrahim. Sultanının gözlerine baktıkça ölüme koşarak giden ölümüne kaza namazları kılınan İbrahim.

16 Haziran 2013 Pazar

Hasretinden prangalar eskittim - Ahmed ARİF


   Seni, anlatabilmek seni.
   İyi çocuklara, kahramanlara.
   Seni anlatabilmek seni,
   Namussuza, halden bilmeze,
   Kahpe yalana.

   Ard- arda kaç zemheri,

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Oysa herkes öldürür sevdiğini - Ramiz Dayı

Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle.

Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
Kimi gençken öldürür sevdiğini

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Şairin de dediği gibi...

          **Rüzgara tüküren kendi suratını ıslatır. Silmek için mendil arasa nafile , böylelerini hep birileri mendil gibi kullanıp fırlatır.

          ** Evvelkiler aşkı aşka kattılar, dünküler aşkı başka tattılar, bugün şehvetine dayanamayanlar, aşkı alıp uçurumdan attılar...!!!!

          **İnsanlarda güzel olan yüzdür , yüzde güzel olan gözdür. Amma insanı insan yapan, ağızdan çıkan sözdür!!!


          **Hayatı komedi sayanlar son espiriyi iyi düşünsünler....

          **Evlilik gemisini erkek kullanır ama denizin fırtınasını kadın belirler...

          **Ne dünyayı anladık, Ne Ay'ı ne de güneş'i...Babamızdan kalan miras gibi, Bedavadan kullandık herşeyi...

          **Sıkıntıyı çekecek gücün, acıyı bastıracak sabrın ve sevmesini bilecek bir kalbin varsa eğer zindana dönsede hayatın beklemeye değer.

          **Gözlerinin rengi kadar güzel kalemimin rengi. Beyaz kağıtlara anlatıyorum gözlerini...

          **Şairin dediği gibi; 
              Sevda geldiyse başa, kıvırmak atrık boşa,
              Gidersin o sevdanın peşinden koşa koşa.
              Artık herkes aşık, aşk ise cacık gibi olmuş artık.
              Zaten bu memlekette de an kolay bulunan yiyecek cacık.
              Çünkü ortalık hıyardan geçilmiyor...  (Deli dumrul,2009)

          **Çakmaklara Gaz Telefonlara Şarz Yavşaklara Dayak Farz...
       
           **Ulen dallama, o elini indiröyle sallama,
              Ulen kaşar, tedariksiz sıçmaya giden, domala domala taş arar.

           **Lavuklar bilmez ama, bizim arabada geri vites yoktur.   

           **Hayat buysa eğer, bu hayatın editörü benim, İstediğime rol, istediğime yol veririm.

           **Azmış pipi donda, kızmış mermi namluda durmaz.

           **Benle oyun oynamak, şeytandan borç alıp, azraille kumar oynamaya benzer.

           **Mektup pulu sever zampara dulu tavla zarı sever delikanlı zoru

           ** Ben ki avucu nasır, pabucu hasır, isot yemekten kıçı baasur bir anadolu çocuğuyum.

           **Sevmesini bilmeyene, sıkılınca çekip gidene, zoru görünce kaçana, daldan dala uçana, ona buna yavşayana adam denmez.

           ** Sevmek gözünü budaktan, sözünü dudaktan sakınmamaktır.

           ** Ulan müpteli, delirtme beni, gelirsem alırım enseni.




8 Ağustos 2012 Çarşamba

Kanuni Sultan Süleyman (Muhubbi) - Olmaya Devlet Cihanda

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi

Mefharet didükleri ancak cihân gavgasıdur
Olmaya baht ü saâdet dünyada vahdet gibi

Ko bu ıyş u işreti çünkim fenâdur âkibet
Yâr-i bâki ister isen olmaya tâat gibi

Can YÜCEL - Bağlanmayacaksıın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,

Mevlana Celaleddin Rumi - Etme


Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.